İnsanlığın bilgi düzeyinin gelişim aşamalarının tarihi de olan
felsefede kapitalizmin ortaya çıkışından itibaren, materyalistler ile
idealistler arasındaki tartışmada; idealistlerin düşünceyi öne çıkaran
anlayışlarına karşı materyalistlerin maddeyi öne çıkarmalarının anlaşılır bir
yanı vardı.
Çünkü, idealistler, önce düşünce, sonra madde diyorlardı. Maddeyi yaratanın düşünce (ide), yani tanrı
diye adlandırdıkları “doğaüstü bir gücün” olduğunu ileri sürüyorlardı. Her şeyi
o “ulu varlığın” yarattığını ileri sürüyorlardı. Marksizm’in kurucuları Marx ve
Engels ise binlerce yıl insan bilincine egemen olan idealizme (düşüncecilik)
karşı; “hareket maddenin varoluş biçimi ve düşüncede bu hareketin en yüksek
yansımasıdır” önermesini, bilimsel olarak kanıtlamak için uzun ve yorucu
mücadele vermek durumunda kaldılar.
Tartışmanın odağı, felsefenin temel sorunu; madde mi düşünce mi
öncel ya da bir başka söylemle “varlıkla bilincin ilişkisi” olunca, maddenin
hareketinin yansıması olan düşünce üzerinde durma yerine, onun çıkış noktası
olan madde üzerinde durma ve onu öne çıkarmak gerekiyordu. Marx ve Engels de
bunu yaptı.
Yine Lenin, “Materyalizm ve Ampriokritisizm” adlı ünlü eserinde
Rus idealistlerine karşı maddi yaşamın belirleyiciliğini öne çıkardı. Yine Mao,
Çin’de, özellikle de o zaman ÇKP içinde egemen olan ve idealist felsefeden
beslenen dogmatizme ve öznelciliğe karşı savaşmak zorunda kaldı.
Ülkemizde E. Hoca’cı akımlar,
felsefenin temel sorununa Mao’nun idealistçe yanıt verdiğini çok “iddialı” bir
şekilde ileri sürerler. Mao’nun, bu soruya verdiği yanıt ile Marx, Engels,
Lenin ve Stalin’in verdiği yanıtlar arasında bir ayrım var mı?
Bu soruların yanıtını, bu kısa makalede vermeye çalışacağız.
Troçkistler
ile Hocacı akımlar arsında bu “iddia”da bir ortaklığın olduğu söylenebilir.
Troçkistlerin, Mao düşmanlığının kaynağının Mao’nun anti-Troçkist olmasından
kaynaklı oluşunun kolayca anlaşılabilir bir yanı vardır.
“Marksist-Leninist”
olduklarını ileri süren Hocacıların, Troçkistler ile olan bu
yakınlıklarının kaynağı ise onların, felsefi olarak, mekanik
materyalist olmalarından kaynaklı olduğu da bir o kadar
aşikardır.
Hocacılar, Mao’yu sonradan inkar etmişlerdir ve Mao karşıtlıkları
inkarcılık şeklinde sürdürülmektedir.
Troçkizm’in de en önemli özelliklerinden birinin inkarcılık
olduğunu anımsatarak, felsefenin temel sorusu
konusunda Mao’nun görüşlerini inceleyebiliriz.
Maddi yaşamın
belirleyiciliği, Marx, Engels, Lenin, Stalin’de de vardır. Onlar bunun temel
alarak bunun üzerinden diğer sorunları çözmeye çalışırken, yorumlama ve
değiştirmeyi de bu çerçevede ele almışlardır. “Maddi hayatın –der Marx- üretim
tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini
koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam
tersine, onların bilincini belirleyen şey, toplumsal varlıklarıdır.” Marx’ın bu
önermesi; diyalektik materyalist felsefenin açıklanması ve temel teorik
formülüdür.
Marksizm’in diğer klasikleri gibi Mao da görüşlerini, Marx’ın bu
önermesi temelinde temellendiriyor ve geliştiriyor. Madde madde sıralayalım ki,
Mao’yu çarpıtanların ve soruna mekanikçe yaklaşanların yanlışları daha iyi
görülebilsin.
a) “Marksistler, her şeyden
önce insanın üretimdeki faaliyetini en temel pratik faaliyet olarak, insanın
bütün diğer faaliyetlerinin belirleyicisi olarak görürler.” Yine Mao’dan:
b) “Bütün sınıflı
toplumlarda farklı toplumsal sınıfların bireyleri de farklı biçimlerde belirli
üretim ilişkilerine girerler ve maddi ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretimde
bulunurlar. İnsan bilgisinin serpilip boy attığı ana kaynak budur.” Sadece
yukarıdaki iki alıntı, Mao’nun, felsefenin temel sorusuna nasıl yaklaştığının
yazılı belgesini oluşturmaya yetmektedir.
Filozofların dünyayı
yorumlamaya başlamasından bu yana tartışılagelen “madde-düşünce” ilişkisi ve hangisinin
öncel olduğuna yanıt, diyalektik materyalist felsefeyle son nokta Marx ve
Engels tarafından konmuştur. Mao da burada bu felsefenin açılımını yapmaktadır.
Mao’ya
“idealist” ya da “eklektik” diyenlerin, Mao’nun bu belirlemelerini yok saymaları gerekiyor.
Mao, “gerçeğin olgularda aranmasını” söyler. Aynı zamanda, Lenin ve Stalin’den
örnekler vererek “devrimci teori olmadan devrimci pratiğin olmayacağını”
alıntılar ve bunun açıklamasını yapar.
Gerçeğin olgularda (maddi yaşamda) aranması, düşüncenin pratikten
üretilmesi materyalist diyalektiğin kendi nesnelliğidir. Burada maddenin, onun
hareket yasalarından, üretim mücadelesi, sınıf mücadelesi, bilimsel tecrübe
pratiğinden özümsenen sınıf teorisinin önemi vurgulanır.
Bu dolaylı bilginin reddi
değil, (kaldı ki o da pratikten geliyor) esas olanın, pratikten gelen bilginin
öncelliğinin vurgulanmasıdır.
“Marksistler, insanın dış dünyaya ilişkin
bilgisinin doğruluğunun biricik ölçütünün, insanın toplumsal pratiği olduğunu
savunurlar. Aslında insan bilgisinin doğruluğu ancak, önceden beklenen
sonuçlara toplumsal pratik süreci (maddi üretim, sınıf mücadelesi ya da
bilimsel deney) içinde varıldığı zaman kanıtlanmış olur.”
Mao, insan
bilgisinin ana kaynağının maddi üretim ilişkileri içinde olduğunu, Pratik Üzerine adlı
klasikleşmiş felsefi makalesinde defalarca örnekler vererek vurgularken nasıl
oluyor da “idealist” oluyor, açıklaması, ikna edici olmayan bir zorlama olarak
sırıtmaya devam ediyor.
Ayrıca Mao’nun bu
makalesi, Marx, Engels ve Lenin’de olan bilgi teorisinin geniş bir
açıklamasına yer verir. Bilginin diyalektik gelişim serüvenini açıklar.
a) “Dış dünyada maddenin
bağımsız ve bilinçten ayrı olarak varlığının kabul edilmesi materyalizmin
temelidir.” Mao, “ben böyle düşünüyorum” diyor, bir başkaları da kalkıp; “hayır
sen öyle düşünmüyorsun”, “düşünceyi birinci veri, maddeyi de onun yansıması
olarak ele alıyorsun” dercesine Mao’yu, Mao’ya rağmen yalanlamaya çalışıyorlar.
(Devam
edecek)
1-Enver
Hocacı akımlar, Hoca’nın adını kullanmaktan vazgeçmelerine karşın, onun
dönekliğinden sonra oluşturduğu revizyonist-mekanik düşüncelerini devam
ettiriyorlar.
2- K. Marx,
Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, s. 25, Dördüncü Baskı, Sol Yayınları
3- Mao
Zedung, Seçme Eserler C 1, s. 376, Pratik Üzerine, Kaynak Yayınları, İkinci
Baskı, 1979 4- Mao, age, s. 377 5- Mao, age, s. 378 6- Mao Zedung, Teori ve
Pratik, s. 31, Sol Yayınları
Mao’da Felsefenin Temel Sorusu-2/2
Felsefenin
bilgi sınırı, insanın toplumsal faaliyetinin toplamı kadardır. Ancak, çarpıtma
yoluna gidenlerin ya da anlamayanların felsefesi; insanın toplumsal pratiğinin
bilgi sınırını geriye çekerek ya idealizmin çukuruna gömüyorlar ya da mekanik
materyalizmin dar sınırları içine sıkıştırıyorlar.
Mao’nun yukarıdaki açıklaması, Marx’ın, Kapital 1. Cildin “Almanca İkinci Baskıya Sonsöz”ünde söyledikleriyle örtüşür:
“Benim için ise, tersine, fikir maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir.” Mao, materyalist bilgi teorisini açıklarken, algısal bilgiden ussal bilgiye nasıl ulaşıldığını ve materyalist bilgi teorisinin nesnel gelişimini, Pratik Üzerine adlı makalesinde örnekler vererek açıklar ve bu konuda Marksizm’in hazinesine önemli katkılar yapar. Bunlar, Marksistler için önemli açıklamalar olmasına karşın, Mao’da “idealizm” arayanlar için hiçbir şey ifade etmez.
Çünkü
onlar,
diyalektik materyalist felsefeyi dar kalıplar içine sokarak mekanik materyalistlerin kapısından içeri bakarak yorum yaparlar.
Mao’dan;
b) “Ussal bilgi algısal bilgiye dayanır, ama algısal bilginin de ussal bilgiye vardırılması gerekir; diyalektik materyalist bilgi teorisi budur. .... “Eğer diyalektik materyalist bilgi hareketi ussal bilgide duracak olsaydı, sorunun yalnızca yarısı çözülmüş olurdu. Üstelik Marksist felsefeye göre bu, sorunun daha az önemli olan yarısıdır. Marksist felsefe, işin en önemli yanının, nesnel dünyanın yasalarını kavramak ve böylece nesnel dünyayı açıklayabilir duruma gelmek değil, bu yasalara ilişkin bilgiyi dünyayı değiştirmek üzere etkin bir biçimde uygulamak olduğunu savunur.”
Bu görüşler Mao’ya ait. Ancak, bu görüşler inkarcı mekanik dogmatikler tarafından yok sayılıyor ve Mao’da var olana “yok”, kendilerinde “yok” olana ise “var” dememizi bizden bekliyorlar.
Her ne kadar Hegel, “yok” “var”ın “karşıtı”dır dese de, mekanikler; “nasıl olur da olmayan bir şey varın karşıtı olabilir” diyerek, materyalist felsefeyi güdükleştirme, düşüncenin diyalektiğini ise “hareket”siz bırakmayı ve bu hareketsizliği ise materyalist diyalektik olarak yansıtmaya çalışıyorlar.
Oysa, diyalektik;
madde ve düşünce hareketinin bilimidir. Nesnelerin ve onların yansımalarının hareketinin sıradanlaştırılması, daha baştan, nesnel dünyanın yasalarının kavranmasının önünün tıkanılmasının yöntemini seçmek demektir. Beş şık olarak, yukarıda sıralanan görüşler, aynı zamanda Mao’nun, düşüncenin diyalektiğinin açıklamasıdır. Mao, düşünceyi gerçeğin biricik yaratıcısı olarak ele almaz, tersine, gerçeğin açıklaması olarak ele alır. Çıplak gerçeğin kendisi, yani maddenin hareketi nesnel diyalektikse, onun beyine yansıması ve düşünce olarak ortaya çıkması ise öznel diyalektiktir.
İşçi sınıfına, sınıf bilincinin dışarıdan götürülmesi, emek-sermaye çelişmesinin nesnel olmadığı anlamına gelmez. Bu, kapitalist toplumun nesnelliğinden kaynaklanırken, bu nesnelliğin diyalektiğidir. İşçi sınıfına dışarıdan bilinç verilmese de, emek-sermaye çelişmesi vardır ve bu çelişme burjuvazi ile proletarya arasındaki sınıf savaşımını anlatır. Bu çelişkiyi kapitalist üretim ilişkileri yaratır.
İşçi sınıfının bu savaşımı daha ileri götürmesi ve bu çelişmeyi, tam yerine, siyasal iktidarı alma mücadelesine dönüştürmesi için ona dışarıdan sınıf bilinci taşınması gerekir. İşte, bilinç götürme işi ise diyalektiğin öznelliği ile ilgilidir. Engels’in felsefenin temel sorunu; “varlıkla düşünce ilişkisi” dediği şey de budur. Mekanik materyalistlerin bilince çıkaramadıkları ve varlık-düşünce ilişkisinde eksik bıraktıkları noktalar bunlardır. Ve onlarda, düşüncenin diyalektiği kaybolmuş ve bilgi, algısallık düzeyi ile sınırlı kalarak, ussal bir aşamaya ulaşamamıştır.
Mao’nun belirttiği gibi ussal bilgiye ulaşan bilginin hareketi, pratiği değiştirmek için uygulanmazsa çelişki çözümlenemeyecektir. Ya da maddenin yansıması olan düşünce, bir yansıma olarak kalır ve tekrar pratiğe geri dönmez. İşte, mekaniklerin kavrayış biçimleri!
Bu nedenle de Mao’nun Pratik Üzerine adlı makalesindeki derinliği ve açıklamayı bilince çıkarmaktan uzaklar. Oysa, bir basit meta üretiminin açıklamasından yola çıkan Marx, onun basit hareketiyle yetinmedi, bilgiyi derinleştirdi, soyuttan somuta gitti, düşüncenin hareket alanını genişletti ve ortaya kapitalist toplumun bütünsellikli bir analizini, işçi sınıfının bilimini ve daha genel anlamda söylenirse; insanlığın, kapitalizmin köleliğinden kurtulup kendini özgürleştirmesinin bilimini ortaya çıkardı.
Bu bakış açılarının ortaya koyduğu gerçek; herkesin (ve tabi ki her sınıfın) aynı soruna nereden baktığıyla yakından ilgilidir. Baktığı sınıfsal pencereye göre de şeylerin çözümlemelerine gidiyorlar. Yani, tek yanlı. Bir şeye çok yönlü bakma kapasitelerinin sınırını oldukça daraltıyorlar. Birinci eleştiri, mekanikçi-dogmatik orta yolculardan geliyor, ikinci eleştiri ise Hocacılardan. Bu ortaklaşa bakış açısı, onları, Mao felsefesi karşısında; madde ve düşünce arasındaki ilişkiyi mekanik materyalist bakış açısıyla ele almalarında buluşturuyor.
Daha en başta Marx’ın
ünlü belirlemesinden kısaca aktardığımız; “İnsanların varlığını belirleyen şey,
bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen şey, toplumsal
varlıklarıdır” bu belirlemeler ile gözardı ediliyor.
Bunu kendileri tekrarlayınca Marksist
oluyorlar, Mao tekrarlayınca “hatalı”, “eklektik” ya da “idealist” oluveriyor.
Bir kere de olsa aynaya bakmak da yarar var.
Çünkü aynı anda aynaya bakan kendinizle kendinizin olmadığınızı görebilirsiniz. Ya da Hegel’in deyimiyle söylersek, aynı anda hem kendin hem de bir başka kendiniz olabilirsiniz.
Ya da bu tür görüş sahipleri Mao’dan, Marx, Engels, Lenin’in bire bir yazı olarak da kopya etmesini bekliyorlar. Mekanik materyalist ve dogmatikler kitabi hareket ederler. Bu nedenle de onlara, Mao’nun açıklamaları, verdiği örneklemeler ve Marksizm’i geliştirici yönleri, kendi sığ düşünsel kapasitelerine ağır geliyor, kabul edemiyorlar. Ellerine birer cetvel almışlar, ölçüp biçiyorlar. Düşünceleri kısa gelince, kendi düşüncelerini dar kalıplardan kurtarmak ve diyalektik materyalist temelde daha geliştirme yerine, algısal bilginin ussal bilgiye ulaşmasının önüne engeller koyuyorlar.
İnsan bilincini algısal bilgiyle teorisi olarak önümüze konuyor. “Maddenin hareketini (ve elbette, toplumsal varlığın hareketini) yarıda kesiyorlar” derken, bundan söz ediyoruz. Anti-Maocu akımların ya da kendilerine ML diye adlandırıp, Mao’yu ML dışında görenler ve de göstermek için özel çaba harcayanlar, Mao’nun “Pratik Üzerine” ve “Çelişmeler Üzerine” adlı makalesi üzerinde de epey gereksiz gümbürtü kopardılar.
Bu gürültüyü neden kopardıklarını kendilerinin de anlamadığı açıktır.
Bu çiğ revizyonist gümbürtünün kaynağı Enver Hoca’nın Marksizm’den sapmasıydı.
Daha doğru bir tanımlamayla;
döneklikti!
Ancak,
Marksizm’in ortaya çıkışından beri, materyalist diyalektiğe karşı direnen ve onu idealizmle yakınlaştırmaya çalışan akımların varlığı da hiç eksik olmadı. Bu da yine, toplumsal varlığın toplumsal düşünceye ve toplumsal varlık içindeki sınıfların toplumsal düşünce içindeki sınıfsal yansıması olarak görülmelidir.
Mao’nun diyalektik tanımlaması: “Şeylerdeki çelişme yasası, yani karşıtların birliği yasası, materyalist diyalektiğin temel yasasıdır.
Lenin,
‘gerçek anlamda diyalektik,
nesnelerin özündeki çelişmelerin incelenmesidir’ demişti.
” Ve yine Lenin, “Kısaca diyalektik, karşıtların birliği ilkesi olarak tanımlanabilir ve bu ilke, diyalektiğin çekirdeğidir” demişti. Ve aynı Mao, karşıtların birliğinin göreceli, mücadelenin de esas olduğunu vurgular.
Mao’yu, idealist düşünce tarzına sahip ya da maddeyi esas almıyor diyenlere karşı şunu söyler:
“Çünkü bu dünyada hareket halindeki madde dışında hiçbir şey yoktur ve bu hareket belli biçimler almak zorundadır.”
Mao’yu idealizmle suçlamaya çalışanlara, yine Mao’dan bir alıntı daha aktaralım ki, kendilerinde var olan, tersten idealizmin kaba yansımalarının ne olduğunu görebilsinler:
“…Doğru bilgiye; olgudan bilince, sonra tekrar olguya, yani uygulamadan bilgiye, sonra yine uygulamaya gidiş süreci birçok kez tekrarlanarak varılabilir.
Bu, Marksist bilgi teorisidir…”
Mao,
ÇKP içindeki küçük burjuva görüşleri eleştirirken;
“...Doğru düşüncelerin sosyal pratikten, ama yalnızca pratikten; üç çeşit pratikten, üretim için mücadeleden, sınıf mücadelesinden ve bilimsel tecrübeden geldiğini” vurgular. “Kavramlarımızdaki her farklılığın nesnel bir çelişmeyi yansıttığı kabul edilmelidir. Nesnel çelişmeler öznel düşüncede yansırlar ve bu süreç, kavramların çelişmeli hareketini oluşturur, düşüncenin gelişmesini sağlar ve insan düşüncesindeki sorunları durmadan çözer.”
Bu alıntılarda Mao’nun maddeyi yadsıdığı ve düşünceye öncelik verdiğine ilişkin bir yaklaşım var mı?
Elbette yok.
“Bu dünyada hareket halindeki madde dışında hiçbir şey yoktur” diyen birine “idealist” damgasını vurmak ya düşünce zavallılığı ya da kendi idealistliklerini gizlemek amaçlı olabilir.
Art niyet ise düşünceden ayrı olmayacağı için, sorun niyet değil, ideolojik duruş ve ondan ayrı olmayan sınıfsal bakış açısıyla ile ilgili olanıdır. Mao, Çin toplumunu tahlil ederken, öznel düşüncelerden değil, verili koşulların nesnelliğinden hareket etmiştir.
Buradan Çin devriminin strateji ve taktiklerini ve her aşamada ve her anda ise siyasal taktikleri yeniden ve yeniden belirlemiştir. Yani, diyalektiği çok iyi kullanmıştır. Ayrıca, Çin Devrimi’nden sonra da düşünceleri ön plana çıkarıp nesnelliği ikinci plana atsaydı ya da bazılarının dediği gibi, “düşünce belirleyici” mantığından hareket etseydi, önce “demokratik devrim” ve peşinden “sosyalist devrim”e geçilmesini değil, sosyalizmi de atlayıp “komünist toplumu kuralım” derdi. “Nesnel koşulları her zaman belirleyen düşüncedir”, “alt yapı üst yapının üzerinde şekillenir” biçiminde bir düşünce sahibi olan kişi bunu yapardı ya da böyle bir yöntem izlerdi.
Mao’yu “idealizm”le itham edenlerin böyle bir kurgu içinde olmaları da gerekirdi. Ama nedense, Mao, Çin’in somut, yani ekonomik ve siyasal koşullarına göre hareket etmeye özel bir önem verdi. Hem, nesnel koşulları küçümseyen sol dogmatiklerle, hem de nesnel koşulları olduğundan büyüten, özneyi, yani proletaryanın ve köylülüğün gücünü küçümseyen sağcılarla mücadele etti.
Mao’nun bilimselliği, diyalektik materyalist yöntemi ve bu yöntemle ele aldığı sorunları derinlemesine analiz etmesi, açımlaması, bazı dogmatiklerin kaba materyalistlerin hafızasının içine sığmadı. Bunlar hep mekanik materyalist olarak kaldılar. Oysa, Mao, özneyi ve düşünceyi nesnenin önüne çıkarmadı. Çin’in sosyo-ekonomik koşulların somut analizinden, proletaryanın önüne çözebileceği görevleri koydu. Marx’ın dediği gibi; “insanlık, kendi önüne çözüme bağlayabileceği sorunları koyar”, daha fazlasını değil ve buna eklenebilecek olan şey; insanlık kendi yaşadığı maddi sürecin düşünceleriyle sorunlarını çözebilir.
Bu bağlamda, Mao’nun felsefesi, nesnel dünyanın yansıması olmayan düşüncenin değil, tersine, işçi sınıfıyla burjuva sınıfı arasındaki sınıf mücadelesi pratiğinin okulundan çıkmıştır. 17 Ekim Rus Devrimi’nden sonra, burjuva toplumuna yönelik devrimci eleştiri ve pratik değişim, Mao önderliğinde gerçekleşen Çin Devrimi’yle gelmiştir. Lenin’in Marksist felsefesi nasıl ki, Rus Devrimi’ni yaratmışsa, Mao’nun ML felsefesi de Çin Devrimi’ni yaratmıştır. Birinci devrim, Marksizm’in Leninist ilerlemesini sağlarken, ikinci devrim Marksizm-Leninizm’in Maoist ilerlemesini sağlamıştır.
Burjuva toplumunun temeline yönelmiş bu radikal devrimci gelişmelerin reddi mümkün değildir. Yani, Lenin önderliğinde 17 Ekim Devrimi’nin burjuva toplumuna temel eleştirisi neyse, Mao önderliğindeki Çin Devrimi’nin temel eleştirisi de odur.
Mao’nun tüm
açıklamaları ve çözümlemeleri diyalektik materyalist ve tarihsel materyalist
teoriye göre olmuştur. Bu nedenle Mao; “pratiği fikirlere göre değil,
fikirlerin oluşumunu maddi pratiğe göre”açıklamıştır.
Ve Mao’yu “idealist sapma” içinde görenlerin, Mao’nun bu önermenin dışında hareket ettiğini göstermeleri gerekirdi. Böyle bir yaklaşım onlarda yoktur. Oysa, ortada hem teorik hem de devasa pratik gerçeklik vardır.
Enver Hocacı akımlar, Hoca’nın adını kullanmaktan vazgeçmelerine
karşın, onun dönekliğinden sonra oluşturduğu revizyonist-mekanik düşüncelerini
devam ettiriyorlar. (Bitti)
7- Karl Marx, Kapital 1, s. 26,
“Almanca İkinci Baskıya Sonsöz “den, Birinci Baskı, Sol Yayınları
8- Mao, age, s. 38, aç Y.K.
9- Mao, age, s. 396
10- Pekin Review No 27, 1971, İki Uç
Teorisi adlı makaleden
11- Mao, age, s. 404 12- Mao’nun,
Doğru Düşünceler Nereden Kaynaklanır adlı makalesi, 1963
12. Sayı, Felsefe Üzerine 4 Yazı, s. 53
13- Hongq dergisi, 1973,
14- Mao, age, s. 402
KAYNAK::::ÖZGÜR
GELECEK::2021::SAYI-251::ARALIK—20212-SAYI-252::OCAK::2022
