Sosyal Medyada__Yayınlanan yazı, Mao Zedung’un öğretisine ve
Türkiye’deki Maoist çevrelerin konumlanışına dair bir dizi iddia içermektedir.
Ancak bu iddialar, hem tarihsel gerçekleri hem de Partizan hareketinin
ideolojik zeminini tahrif etmektedir.
Mesele, kimlerin “Mao’yu savunup savunmadığı” değil;
Maoizm’in devrimci özüyle bugünün sınıf mücadelesine nasıl yön verdiğidir.
1.
Partizan Hareketinin Kökeni ve İdeolojik Ayrışma
Öncelikle belirtmek gerekir ki PDA ve Aydınlık hareketinin
Partizan kökenli olduğu iddiası tarihsel bir çarpıtmadır.
Partizan hareketinin kurucusu ve ideolojik önderi İbrahim
Kaypakkaya, PDA çizgisine karşı devrimci bir kopuş gerçekleştirmiştir.
Kaypakkaya, tam da Aydınlık–PDA oportünizmine, sınıf
uzlaşmacılığına ve Kemalist burjuva milliyetçiliğine karşı,
Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi temelinde Partizan çizgisini
yaratmıştır.
Dolayısıyla Partizan geleneği, PDA’dan doğmuş değil, ona
karşı devrimci bir isyandır.
Buradan hareketle, bugün kendisini “İbrahim’ci” olarak
tanımlayan kimi çevrelerin özellikle Devrimci Halkın Birliği siyasetinin
kavrayamadığı temel gerçek şudur:
İbrahim’den Mao çıkarılamaz; çünkü İbrahim’in bütün teorik
ve pratik yönelimi Maoizm’in özüne dayanır.
Kaypakkaya’yı anlamak, Mao’yu kavramaktan geçer; Mao’dan
kopuş ise İbrahim’in devrimci mirasından kopuştur.
2. Mao
Sonrası Çin: Karşı Devrimci Darbe
Çin’de Mao sonrası yaşanan çözülme, ne Mao’nun
başarısızlığıdır ne de “doğal bir evrim”.
1976 sonrası süreç, karşı devrimci bir darbe ile Parti’nin
devrimci önderliğinden koparılmasıdır.
Deng Xiaoping ve çevresindeki burjuva revizyonist klik,
Mao’nun ölümünü fırsat bilerek partiye sızmış, devrimci kadroları tasfiye
etmiş, Kültür Devrimi’nin kazanımlarını yok ederek kapitalist restorasyonu
başlatmıştır.
Bu süreç, Mao’nun hatası değil; proleter hattın iktidardan
zorla uzaklaştırılmasıdır.
Partizan hareketi açısından bu, Maoizm’in değil,
revizyonizmin iflasıdır.
Mao Zedung’un “iki çizgi mücadelesi” anlayışı, tam da bu
sürecin tarihsel doğrulanmasıdır: Parti içinde bile sınıf mücadelesi kesintisiz
sürer.
3.
Türkiye Devriminin Karakteri: Maoist Güncelleme
Partizan çizgisi, Türkiye devriminin karakterini dogmatik
biçimde değil, somut koşulların somut tahlili temelinde belirler.
Uzun yıllar Türkiye’nin yarı-feodal, yarı-sömürge yapısı,
demokratik halk devriminin zorunlu bir evresi olarak kabul edilmiştir.
Ancak 2. Kongre sonrasında,
yapılan kapsamlı değerlendirme ile ülkede kapitalist üretim ilişkilerinin
egemen hâle geldiği, feodal kalıntıların ise tali bir nitelik kazandığı tespiti
yapılmıştır.
Bu tespit, Türkiye devriminin kesintisiz biçimde demokratik
devrimden sosyalist devrime geçeceği sonucunu doğurmuştur.
Aynı zamanda devrimin yolu, silahlı toplu ayaklanma olarak
belirlenmiştir.
Bu yaklaşım, Maoist diyalektiğin canlı bir uygulamasıdır;
dogmaların reddi, devrimci gerçekliğin yaratıcı biçimde kavranışıdır.
Partizan siyaseti açısından bu, Maoizm’in Türkiye somutunda
güncellenmesidir. Köhne formüllerin
değil, devrimci teorinin yaşayan ruhunun ifadesidir.
4.
Parti, İki Çizgi Mücadelesi ve Devrimci Demokrasi
Partizan hareketi, Parti’yi bürokratik bir aygıt olarak
değil, devrimci sınıf mücadelesinin merkezi olarak görür.
“İki çizgi mücadelesi” ve “örgüt içi demokrasi”, burjuva
tarzı serbestlik değil, proleter disiplinin ideolojik teminatıdır.
Bu yüzden Partizan çizgisi, ne liberal reformizme sapar ne
de dogmatik katılığa kapanır.
Mao’nun dediği gibi: “Devrim, bir akşam yemeği değildir.”
Devrim, teori ve pratiğin, eleştiri ve özeleştirinin
birliğinde ilerler.
5.
Sonuç: Mao’dan Kopuş, Devrimden Kopuştur
Mao Zedung’dan kaçış, devrimci teoriden ve sınıf
mücadelesinin diyalektiğinden kaçıştır.
Partizan hareketi, İbrahim Kaypakkaya’nın mirasını,
Maoizm’in evrensel ilkeleriyle birlikte taşır.
Çin’de yaşanan karşı devrimci darbe, Maoizm’in yanlışlandığı
değil, doğrulandığı bir tarihsel deneyimdir.
2. Kongre’nin yaptığı
tespitler ise, Maoizm’in yaratıcı uygulanışının Türkiye’deki somut örneğidir.
Partizan çizgisi, köklerini PDA’da değil, PDA’ya karşı
devrimci kopuştan alır.
İbrahim Kaypakkaya, Maoizm’in Türkiye’deki kurucusudur.
Mao’dan kopuş, İbrahim’den kopuştur; bu kopuş devrimden
kaçıştır.
Mao yoldaştan kaçış, devrimi imkânsızlığa sürüklemektir
