ÇKP, 1 Temmuz 1921 yılında Şangay şehrinde kurulur. ÇKP’nın kuruluşu Çin tarihinin değişiminde bir dönüm noktasını temsil eder.
Çin halkı
1840 Afyon Savaşı’ndan 4 Mayıs 1919 hareketine kadar emperyalizme ve feodalizme
karşı kahramanca savaştı. Ancak, gerek Hung Siyu-Cuyan ve gerekse Sun
Yat-Sen’in önderliğindeki devrimci hareketler başarısızlıkla sonuçlandı.
1917 Ekim Devrimi Çin’de yankısını buldu. Ekim Devrimi Çin’e
Marksizm-Leninizm’i ulaştırdı. Marksizm-Leninizm’in Çin’deki devrimci hareketle
birleşmesiyle ÇKP doğdu. ÇKP
önderliğindeki demokratik devrim dört aşamadan geçerek hedefine ulaştı.
-Birincisi Devrimci İç Savaş,
-Toprak
Devrimi Savaşı,
-
Japon Saldırısına Karşı Direniş Savaşı
-ve
Halk Kurtuluş Savaşı.
ÇKP, bu dört evrede de kendi içinde muazzam bir iki çizgi mücadelesi
yaşadı. ÇKP, kuruluşundan, 1949 yılında iktidarı ele geçirene kadar hep şu
ilkeyi benimsedi ve uyguladı.
“Bir siyasi partinin
başarısı ya da başarısızlığı, çizgisinin doğru olup olmamasına bağlıdır.
Siyasi iktidar ele geçirilmiş olsa bile, yanlış bir çizgi
onun kaybedilmesine yol açar. Doğru bir çizgi ise, siyasi iktidarı henüz elinde
bulundurmayan bir partinin onu ele geçirmesini sağlar.”
[Kısa Tarih (Çin Komünist Partisi) Umut Yayımcılık, Sf. 75,
Haziran 2002]
ÇKP, birinci devrimci iç savaş döneminde henüz çok
tecrübesiz bir partiydi. Bu dönemin ÇKP’si doğru bir çizgiye sahipti. Mao’nun
Çin’de sınıfların tahlili ve köylü hareketleri üzerine yaptığı araştırmalar
ÇKP’nin doğru çizgisini temsil ediyordu. Bu dönem ÇKP içinde öne çıkan bir
diğer çizgi ise, Cen Du-Siu tarafından temsil edilen çizgiydi. Bu çizginin
temel siyaseti Guomindang’ı kazanmaya çalışan, köylüleri hesaba katmayan sağ
çizgi ve Can Guo-dao tarafından temsil edilen ve sadece işçiye yönelen ve tıpkı
Cen Du-Siu gibi köylüleri hesaba katmayan “sol” oportünist çizgi idi.
Cen Du-Siu o dönem
ÇKP’nin Genel Sekreteri olduğu için, parti içinde etkili bir yeri vardı. Cen
Du-Siu’nun görüşleri Marksizm’den uzak bir konumdaydı. Cen Du-Siu, Çin’in
köleci aşamadan geçmediğini, dolaysıyla Çin’deki devrim aşamasının burjuva
cumhuriyetle sonuçlanacağını buna da burjuvazinin önderlik etmesini savunuyor, proletaryanın bağımsız
bir güç olmadığını, köylülerin tutucu ve başıbozuk bir güç olduğunu
savunuyordu.
Birleşik cephe içinde “hep dostluk, mücadele yok” görüşünü
savunuyor, bundan hareketle silahların Guomindang’a teslim edilmesini ileri
sürüyor ve bu yönde emirler veriyordu. Bu teslimiyetçi çizgiye karşın, ÇKP 7
Ağustos 1927 tarihinde Hankov’da yaptığı olağan üstü toplantıyla Cen Du-Siu
teslimiyetçi çizgisini düzeltti ve Cen Du-Siu görevden aldı.
Bu tarihten sonra ÇKP, köylü ayaklanmalarının başına geçti.
Mao bu tarihten sonra 1928 yılındaki Nancang ayaklanmasından sonra ilk işçi ve
köylü kızıl silahlı kuvvetlerini kurdu ve Cingang dağlarında ilk köylü devrimci
üssünü inşa etti. Birçok bölgede gelişen gerilla savaşından sonra Mao bu
tecrübeleri birçok makalede topladı ve “Çin’de Kızıl Siyasi İktidar niçin yaşayabilir?,
Partinin Çalışma Tarzını Düzeltelim, Tek Bir Kıvılcım Bütün Bir Bozkırı
Tutuşturabilir” gibi çok önemli makaleleri kaleme aldı. Mao “Partimizin tarihi,
Partimizin Guomindang ile birleşik cephe kurduğu dönemde sağ sapmaların,
Partimiz Guomindang’dan ayrıldığı dönemde de ‘sol’ sapmaların ortaya çıkma eğilimi
belirdiğini gösteriyor.
Partimizin Guomindang’dan kopmasından ve Cen Du-Siu’nun sağ
oportünist çizgisini düzeltmesinden kısa bir süre sonra, 1927 sonlarıyla 1928
başları arasında Cu Ci-bay’ın ‘sol’ darbeci çizgisi, 1930 Haziran’ıyla 1930
Eylülü arasında Li Li San’ın ‘sol’ oportünist çizgisi ve 1931’den 1934’e
kadarki süre içinde de Vang Ming’in ‘sol’ oportünist çizgisi ortaya çıktı. Bu
dönemde her ne kadar Cen Du-Siu’nun tasfiyeciliği, Lu Can-Lun’un sağ bölücülüğü
ve devrimin geleceği konusunda karamsarlığa kapılmanın sonucu olarak beliren
daha başka sağ sapmalar olduysa da, parti içindeki esas sapmayı öncelikle bu üç
‘sol’ sapma oluşturdu.
Bunlar arasında da
özellikle partiye dört yıl boyunca hakim olan Vang Ming’in ‘sol’ oportünist
çizgisinin çok büyük zararları dokundu ve bundan son derece önemli dersler
çıkarttık” dedi.
(age, Sf. 81)
Vang
Ming 1931 yılında yapılan parti MK’sı 4. toplantısında ÇKP’nin başına geldi.
Daha önceki MK’nın Li Li-San’ın sağ çizgisine karşı mücadele etmediğini ileri
sürerek, parti içinde sağ sapmanın hala baş tehlike olduğunu söyleyerek sözde
sağcılığa karşı çıkıyordu. ÇKP içinde “sol” bir çizgiyi temsil ediyordu. Çin
konusunda hiçbir araştırma yapmadan, demokratik devrim ile sosyalist devrimi
birbirine karıştırıyor, savaşı yönetme konusunda sol bir çizgi izlendiğinden,
kızıl bölgelerin önemli bir bölümünü, beyaz bölgelerin de tümünü kaybeden ÇKP,
bu bölgeleri terk edip uzun yürüyüşe geçmek zorunda kaldı.
Vang Ming’in “sol” oportünist çizgisi ÇKP’ye büyük bir zarar
vermişti. 1935 yılının Ocak ayında yürüyüşte olan kızıl ordu, Gveycov ilindeki
Zunyi’ye vardı. Burada tarihe Zunyi Toplantısı olarak geçen MK toplantısı
yapılır ve Vang Ming’in
“sol” oportünist çizgisi mahkum edilerek Mao partinin
başına getirilir. Ve tarihi uzun yürüyüş Mao önderliğinde tamamlanır.
Uzun yürüyüşte kızıl ordunun 300 bin kişilik mevcudu 30 bine iner.
1937 yılında Çin Devrimi ikinci aşamasına girer.
Japon işgaline karşı
ülke çapında direniş başlar. Bu dönemi ÇKP, toprak devrimi döneminden
Japonya’ya karşı milli birleşik cephe dönemi diye ilan eder. Vang Ming, bu
dönemde soldan sağ bir çizgiye sıçrayarak, ÇKP’den çok, Guomindang’a güvenmeye
başlar. Komünist partisinin bağımsız ve inisiyatifi konusunu bir kenara iterek,
her şeyin Guomindag üzerinden halledilmesini isteyen bir çizgiyi savunur.
1945 Nisan’ında ÇKP 7. Kongresi
yapılır. Bu kongre Mao tarafından yönetilen önemli bir kongredir.
Mao kongreye “Koalisyon Hükümeti Üzerine” adlı siyasi raporu sunar ve rapor
aynı zamanda ÇKP’nin siyasi hattını belirleme konusunda önemli bir yer tutar.
“Kitleleri cesaretle seferber edelim, halk kuvvetlerini güçlendirelim,
saldırganları partimizin önderliğinde alt edelim ve yeni bir Çin inşa edelim” (age, Sf. 88) şiarı 7.
Parti Kongresinin kararları olarak tarihe geçer.
Bu kongre aynı
zamanda parti içinde birlik kongresi niteliği de taşır. Japonya’ya karşı
direniş zaferi gerek Çin’de gerekse de yurtdışında büyük bir yankı bulur. Çan Kay-Şek her zaman olduğu
gibi ÇKP’yi yok etmek için uğraşır. Bu dönemde ABD emperyalizminin
desteğiyle bir iç savaş çıkarmak için saldırı kararı alır. ÇKP’nin önünde
“Savaşma ve zafer kazanma cesaretini göstermeli mi, yoksa göstermemeli miydik?
‘Proletaryanın önderliğindeki halk kitlelerinin yeni demokratik ülkesinin
inşası mı, yoksa büyük toprak ağalarının ve büyük burjuvazinin diktatörlüğü
altında yarı sömürge, yarı feodal bir ülke mi?’ Bütün partinin, bütün ordunun
ve bütün halkın önünde duran soru buydu.
O sıralarda Liu Şao-Çi
‘Çin şimdi yeni bir demokrasi ve barış aşamasına girmiştir’ iddiasını ortaya
atarak teslimiyet çizgisini tezgahladı. ‘Çin devriminin esas mücadele biçimi,
silahlı mücadeleden, silahsız kitle mücadelesine ve parlamenter mücadeleye
dönüştürülmelidir’ ve ‘partimizin bütün çalışmalarının yeniden örgütlenmesi
gerekir’ gibi fikirleri gürültülü bir şekilde savundu.
Liu Şao-Çi,
Partimizin, ordusunu ve devrimci üs alanlarını Guomindang’a devretmesini,
gerici Çan Kay-Şek hükümetinde koltuk kapmaya bakmasını ve ABD ve Çan Kay-Şek
gericileriyle ‘devletin kuruluşunda işbirliği’ne girişilmesini istiyordu.
Aslında bu çizgi, Cen DuSiu’nun ve Van Ming’in çizgisinin bir devamıydı ve ABD Komünist Partisi döneği
Browder’in revizyonist çizgisinin Çin’deki bir yansımasını ifade ediyordu.”
(age, Sf. 89) yönelimi vardı.
Mao bu
teslimiyetçi çizgiye karşı kararlı bir mücadele verdi ve halkı ABD
emperyalizmine karşı cesaretlendirmek için o ünlü “gericiler
kağıttan kaplandır” görüşünü ortaya attı.
Devrimin
ilerletilmesi için bir dizi siyasi açılım yaptı. Mao bu dönemde, proletarya önderliğindeki geniş halk
kitlelerinin hedefini emperyalizme, feodalizme ve komprador kapitalizme karşı
yeni demokratik devrim olarak tespit etti. Ayrıca partinin
sağlamlaştırılması ve toprak reformu konusunda, ordunun sağlamlaştırılması
çalışmalarında bir dizi siyasi açılım yaptı. “Parti Liu ŞaoÇi’nin toprak
reformu ve partinin sağlamlaştırılması konularında izlediği çizgiyi de
düzeltti. Liu Şao-Çi’nin görünüşte ‘sol’a, ama özünde sağa yönelik olan bu
çizgisi şu nitelikler tarafından belirleniyordu; Orta köylülerin, özel
sanayinin ve özel ticaretin çıkarlarını kösteklemek; hiçbir ayrım yapmadan
birçok önder parti üyesini ‘engelliyor’ gerekçesiyle bir kenara itmek; geniş
kitleleri seferber etmek yerine ‘güvenilir’ bir azınlıkla gizli ilişkiler kurmak
ve Partinin siyasetini göz önüne almadan her tarafta kampanyalar açmak, keyfi
saldırılara ve mücadelelere girişmek vb. Başkan Mao’nun önderliğinde,
Kurtarılmış Bölgelerin ve Çan Kay-Şek’in hakimiyeti altındaki bölgelerin geniş
halk kitlelerinin desteğini alarak, yüce Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Çan Kay-Şek
çetesinin ABD emperyalizmi tarafından donatılmış sekiz milyonluk ordusunu yok
etti.” (age, Sf. 91)
1949 yılında Çin Halk
Cumhuriyeti kuruldu. ÇHC’nin
kuruluşu demokratik devrim aşamasından sosyalist devrim aşamasına geçişinde ilk
adımıydı.
Mao kimin kazanacağının hala belli olmadığını açık olarak
belirtti. Sosyalizmde sınıf mücadelesi tüm alanlarda sürüyordu. Parti içinde
daha da acımasız yürüyordu. 1953 yılında burjuvazi kudurganca saldırdı. Mao sekiz kötülüğe karşı savaş
açtı.
Rüşvet, yiyicilik,
israf, bürokratizm,
vergi kaçakçılığı, devlet mülkiyetini istismar,
devlet ihalelerinde hilekarlık, devletin bilgilerini çalmak.
Mao Lenin’in geçiş dönemi hakkındaki öğretisini Çin’in somut
durumuna uygulayıp kendi tecrübesine dayanarak, partinin geçiş dönemi
politikasını tespit etti. Sorun üretim araçlarının mülkiyeti sorununu çözüme
kavuşturmaktı. Bu dönemde
parti içinde sosyalist devrime karşı çıkanlar oldu.
Bu çizgi sahipleri
Liu Şao-Çi ve yandaşlarıydı. Peng Deh-Huay, Gao Gang gibileri ittifak
kurarak saldırdılar. ÇKP, bu şer ittifakını zamanında fark ederek parti
içindeki bu yeni burjuvaziye karşı cepheden saldırıya geçti. Liu Şao-Çi daha
başından beri sosyalist dönüşüme karşı çıkıyordu. Daha 1949 yılında ‘kişi
sömürüyle kendine yararlar sağlar’ görüşünü savunmaya başladı. Mao birçok tarım
kooperatifini dağıtan Li ŞaoÇi’nin sağ çizgisini kooperatif üzerine kaleme
aldığı yazılarıyla eleştirdi.
Çin’de, 1956 yılında kapitalist sanayi, ticaret ve el sanatlarının
mülkiyet sistemi açısından sosyalist dönüşüm esas olarak tamamlandıktan sonra,
proletarya diktatörlüğü başka bir soruyla karşı karşıya geldi. “Ülkemizde baş çelişme neydi?
Sınıflar, sınıf
çelişmeleri ve sınıf mücadelesi hala var mıydı?
Çin devriminin gelecekteki görevleri nelerdi?”
(age, Sf. 95)
ÇKP içinde bu konularda çetin bir iki çizgi mücadelesi
yaşandı.
Partizan-70-sayfa-109
Mao’nun sosyalizmde sınıf mücadelesi vardır ve kimin
kazanacağı hala belli değildir tezine karşılık, Liu Şao-Çi‚ “sosyalizm ile
kapitalizm arasındaki mücadelede kimin kazanacağı meselesi hallolmuştur”,
“Proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişme esas olarak çözülmüştür” diyordu.
Ülkemizde baş çelişme “ileri sosyalist sistem ile geri sosyal üretici güçler
arasındaki çelişmedir”
(age, Sf.. 95) diyerek, Mao Zedung’un
tezlerini çürütmeye kalktı.
Ancak bu teori Bernstein ve
Kautsky’nin savunduğu “üretici güçler teorisinin” yeniden ortaya çıkan
versiyonundan başka bir şey değildi. “Onlar, demokratik devrim döneminde
proletaryanın, ancak kapitalizmin yükselme seviyesine ulaştığı zaman siyasi
iktidarı ele geçirebileceğini savundular. Sosyalist dönüşüm yaklaşınca da,
‘yeni demokratik düzeni sağlamlaştırmaya kalkıştılar.
Üç büyük alandaki (sanayi, tarım ve ticaret Ç.N.) dönüşümün
esas olarak tamamlanmasından sonra ise, yukarıda sözü edilen zırvalarını
yeniden piyasaya sürerek proletaryanın devrimi devam ettirmesini durdurmaya
çalıştılar.” (age, Sf. 96)
Liu Şao-Çi’ye göre,
mülkiyet sorunu çözüldükten sonra sınıf mücadelesi ortadan kalmış ve sosyalist
sistemi sağlamlaştırmasına gerek kalmamıştır. Gerekli olanın üretime sarılmak
ve o günkü şartlarda sosyalizm Çin için çok ileri bir sistem olduğu için, geri
dönüp kapitalizme sarılmak gerektiği savundu. Bu görüşlerini 8. Parti
Kongresinin bildirisine de sızdıran Liu Şao-Çi, kapitalist yolun izlenmesini
ısrarla ÇKP’ye kabul ettirmeye çalıştı.
Mao, 8. Parti Kongresine
sızdırılan revizyonist tezlere karşı iki çizgi mücadelesini elden bırakmadı.
SBKP 20. Kongresinde Kruşçev’in ileri
sürdüğü tezlerin ÇKP 8. Kongresindeki savunucusu Lia Şao-Çi idi.
Mao bu
yanlış tezlere karşı, “Halk İçindeki Çelişmelerin Doğru Ele Alınması Üzerine”
adlı makalesini kaleme aldı. Ve sosyalist dönüşümün temel zaferinden
sonra sosyalizmde sınıflar, sınıf çelişmeleri ve sınıf mücadelesi sorusuna MLM
temelde şöyle cevap verdi. “Ülkemizdeki mülkiyet sistemine gelince, sosyalist
dönüşüm esas olarak tamamlanmıştır.” “Ama yıkılan toprak ağası sınıfının
kalıntıları hala mevcuttur. Burjuvazi hala mevcuttur ve küçük burjuvazi de
henüz kendini yeniden eğitme çabası içindedir.
Proletarya ile burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesi,
çeşitli siyasi güçler arasındaki sınıf mücadelesi ve proletarya ile burjuvazi
arasında ideolojik alandaki sınıf mücadelesi daha uzun zaman sürecek, karmaşık
olacak ve hatta zaman zaman son derece şiddetlenecektir.
“Sosyalizm ile kapitalizm
arasındaki mücadelede kimin kazanacağı henüz kesinlikle belirlenmiş değildir.”
(age, Sf. 97) Mao MLM’nin yenilmez teorisi sayesinde Liu Şao-Çi’nin revizyonist
çizgisini püskürterek ÇKP’nin doğru yolda yürümesini sağladı.
1957 yılında Çin’deki burjuva sağcılara karşı verilen
mücadele sadece Çin Komünist Partisi’yle sınırlı kalmadı. Mücadele bütün
alanlarda, siyasi ve ideolojik cephelerde de yürütüldü. Kitleler, kapitalist
yolculara karşı fikirlerini söylemek, tartışmalara katılmak için büyük duvar
gazeteleri hazırladılar. Tartışmalar esas olarak sosyalizmin inşası, proletarya
diktatörlüğü, dış politika konularında yürütüldü. Bu sayede Liu ŞaoÇi’nin
revizyonist görüşleri alt edildi.
Büyük Proleter Kültür
Devrimi, sosyalizm altında sınıf mücadelesinin sürdürülmesi ve yeni devrimleri
ifade ederken, aynı zamanda, iki dünya görüşünün çatışması anlamına geliyordu.
İki çizgi, sosyalizm uygulanması ve ilerlemesinin nasıl olacağının
çatışmasıydı.
Partizan-70-sayfa-110
Liu Şao-Çi, buna karşı bu sefer de “sol”dan bir hücumla
sosyalizme saldırdı. Mao’nun kırsal alandaki halk komünlerinin bir kolektif
sosyalist mülkiyet sistemi olduğu yolundaki doğru tezlerine, değer ve meta
üretimi tezlerini reddederek, devrimci kitle hareketlerini sabote etmeye
çalıştılar.
1959 yılında ÇKP 8. MK 8. Toplantısında, Peng Deh-Huay
ÇKP’nin genel çizgisine karşı saldırıya geçti. Büyük İleri Atılım hamlesine,
halk komünlerine karşı çıkarak, Liu Şao-Çi’yle birleştiler. Her ikisi de,
SBKP’nin Çin’le olan ekonomik ve yardım antlaşmalarını tek taraflı
bozmalarından sonra ortaya çıkan sıkıntıları sürekli abartarak, sosyalizme
karşı sürekli güvensizlik tohumları ekmeye başladılar.
Dış siyasette de karşı devrimci bir çizgi önerdiler. Bu
görüşlerini “San Zi Yi Bao” ve “San Ho Yi Şao” gazetelerinde dillendirerek,
serbest pazar ve özel mülkiyeti savunuyorlardı. Büyük Proleter Kültür Devrimi,
sosyalizm altında sınıf mücadelesinin sürdürülmesi ve yeni devrimleri ifade
ederken, aynı zamanda, iki dünya görüşünün çatışması anlamına geliyordu. İki
çizgi, sosyalizm uygulanması ve ilerlemesinin nasıl olacağının çatışmasıydı.
Mao önderliğinde yapılan ve başarıyla sonuçlanan Büyük
Proleter Kültür Devrimi’nden üç yıl sonra toplanan ÇKP 9. Kongresi, Büyük
Proleter Kültür Devrimi’nin siyasal anlamdaki devamı ve burjuva çizgiye karşı
yeni bir hesaplaşmayı da gündeme getirdi.
ÇKP 9.
Kongresi bu şartlarda toplandı. Kongre iki siyasal konu üzerinde
yükseldi. Bunlardan birincisi; 1949’dan 1969 yılına kadar demokratik devrim ve
sosyalizmin tecrübelerini özetlerken, ikincisi; Büyük Proleter Kültür
Devrimi’nin derslerini toplayıp özetledi. ÇKP
9. Kongresi Liu ŞaoÇi’nin revizyonist çizgisini bir kez daha mahkum etti.
1 Nisan
1969 tarihinde açılışı yapılan kongrede Mao şu çağrıda bulunuyordu;
“Daha da büyük zaferler kazanmak için birleşin.” ÇKP 9.
Kongre raporu bizzat Mao Zedung tarafından hazırlandı ve kongreye sunuldu.
Kongrede iki çizgi mücadelesi Mao’nun hazırladığı siyasi rapor ve buna karşı Lin
Biao’nun hazırladığı rapor arasındaki geçti. Kongre öncesi Lin
Biao, Cen Bo-da’yla birlikte bir siyasi rapor taslağı hazırlayarak, kongreden
sonraki başlıca görevin “üretimin geliştirilmesi olduğu”nu ileri sürerek
devrimin “proletarya diktatörlüğü altında sürdürülme”sine karşı çıkıyorlardı.
Partizan-70-sayfa-111
Devam edecek-- Peru
Komünist Partisi’nde İki Çizgi Mücadelesi
