NKP(Maoist), iki
çizgi mücadelesi konusunda iki temel konuya referans vermektedir. Bunlardan
ilki Halk Savaşının her türlü gerici, reformist, revizyonist akıma karşı
mücadelede belirleyici yeriyken diğeri Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin
yarattığı ders ve deneyimlerden kendi özgünlüklerinden yararlanabilmektir.
NEPAL-Nepalli
Maoistlerin belgelerinde iki çizgi mücadelesi oldukça önemli bir yere sahip.
Devrimin ilerlemesinde ve derimin öncü gücü olan partinin güçlenmesinde iki
çizgi mücadelesine sürekli ve verimli şekilde hayat verilmesi gerekliliğine ve
parti içi demokrasinin önemine özel vurgular yapılmakta, her tarihsel dönemeçte
ve toplantıda parti üye ve kadrolarının sürece dahil edilmesi için parti önderliği
tarafından özel bir çaba gösterilmektedir.
NKP(Maoist), iki çizgi mücadelesi konusunda
iki temel konuya referans vermektedir. Bunlardan ilki Halk Savaşının her türlü gerici, reformist, revizyonist
akıma karşı mücadelede belirleyici yeriyken diğeri Büyük Proleter Kültür
Devrimi’nin yarattığı ders ve deneyimlerden kendi özgünlüklerinden
yararlanabilmektir.
Halk Savaşının ikinci
yılında partinin İngilizce yayın organı Worker Dergisinin Mayıs 1998 tarihli 4.
sayısında makalesi yayımlanan Prachanda yoldaş, onlarca yıldır parti içinde süren
gevezeliğe karşın gerilla savaşının ilk iki yılının partinin devrimci
dönüşümünde muazzam etki yarattığına değinmektedir.
Prachanda yoldaş, partinin devrimci dönüşümünde ve
gelişiminde, aynı zamanda partinin ideolojik birliğini güçlendirmede ve
duygusal birliği sağlamada, ayrıca ülke gerçekliğine dair Partinin
ideolojik-politik uyanıklığını geliştirmede, proleter devrimci kültürü
güçlendirmede ve feda ruhunu yükseltmede Halk Savaşının önemli rol oynadığına
vurgu yapmaktadır.
Lenin’in de dediği gibi artık buz kırılmıştır. Prachanda
yoldaş “Halk Savaşıyla, getirdiği ideolojik mücadele sorunları” adlı
makalesinde savaşın başlamasıyla beraber parti ve hareket içinde eski
çelişkilerin çözüldüğünü ve yenilerinin karşılarına çıktığını belirtmektedir.
Savaşın başlamasının ardından parti içinde bazı kadroların
artık önemli olanın savaşı yükseltmek olduğunu, ideolojik mücadelenin arka
planda kalması gerektiği üzerine düşünceler öne sürdüğünü ancak bunun yanlış
olduğunu yazmakta
ve
şöyle devam etmektedir:
“Gerçek olan halk savaşının zaten ideolojik mücadelenin bir
sonucu olduğudur ve halk savaşının kendi gelişimi her dakika sert, yoğun ve kapsamlı
ideolojik mücadeleyi gerekli kılmaktadır.” Savaş, ideolojik mücadeleyi
ertelemeyi değil, bu mücadeleye daha aktif katılımı şart koşmaktadır.
Prachanda
Nepal reformizminin en belirgin özelliğini anlatırken onların “strateji
belirlerken Everest Zirvesine çıktıklarını, taktik belirlerken ise Hint
Okyanusunun seviyesine indiklerini” ifade etmektedir.
Halk Savaşının fırtınasıyla beraber Nepalli Maoistler düne kadar, barış zamanında dost
olarak bildiklerinin, savaşla beraber oportünistlere ve düşmana
dönüştüğünü, ancak barış zamanında siyaset içinde yer almayan, önem verilmeyen
binlerce yeni devrimci savaşçının savaşla beraber gerçek karakterlerine
büründüklerini ifade etmektedirler.
Tüm dengeler artık
değişmiştir. Halk Savaşı devrimci fikirlerin gelişimi ve yayılması için nesnel
şartları geliştirmektedir, ancak bunun otomatik şekilde oluşacağını iddia etmek
de doğru değildir. Çünkü fikirler bilinçli bir çaba ile geliştirilir. Dahası
halk savaşı daha bilinçli bir ideolojik ilerlemeyi de şart koşmaktadır.
Marks, Lenin ve Mao devrimci savaşların
yalnızca düşmanı yok etmediğini aynı zamanda içimizdeki pisliği de
temizlediğini vurgulamaktadırlar.
Eğer Halk Savaşını yalnızca düşmanı yok etmek olarak algılarsak
içimizdeki pislikleri dışarı atamayız ve bu durumda dış düşmandan önce iç
düşman bizi yenilgiye uğratır.
Nepalli Maoistler aynı zamanda Halk Savaşını geliştirmede Büyük Proleter Kültür
Devrimi’nin (BPKD) ders ve kazanımlarından yararlanmanın partinin
renginin değişmemesi, devrimci yönünü geliştirmesi, baskıya ve bölünmelere
karşı direnç göstermesi için gerekli olduğunu açıklamaktalar.
BPKD başlangıç noktasıdır. Devrimin önderi olan partiyi
fiziksel ve ideolojik olarak korumak ve kitlelerle ilişkisini geliştirmek için
BPKD’nin öğretilerinden başka bilimsel bir yöntemin olmadığını savunmaktalar. Diyalektik materyalizmin de belirttiği
üzere parti zıtların birliğidir ve parti var oldukça karşıtlar arası mücadele
de devam edecektir.
Sınıf mücadelesi geliştikçe parti doğal olarak gelişecektir
ancak partinin devrimci niteliğini koruyabilmesi, geliştirebilmesi ve revizyonizmle
oportünizme karşı çıkabilmesi açısından kendi içinde ve dışında mümkün olan en
üst düzeyde ve sürekliliğini sağlamış demokrasiyi işletmesi şarttır.
Nepalli Maoistler
açısından kadroların yanı sıra emekçi kitlelerin de partinin iç işlerine en üst
düzeyde müdahale edebilmeleri partiyi revizyonizme karşı korumanın
güvencesidir. Dolayısıyla büyük halk devriminin gerçekleşmesinde partinin
üstüne düşen rolünü yerine getirmesi açısından kadrolar ve kitleler arasında
bilinçleri yükselterek onların oportünist “karargahları bombalamaları” çağrısını
yapmak gereklidir.
Prachanda
yoldaş
“Nepal Halk
Devriminde İdeolojik Sapma Sorunu” adlı makalesinde her siyasi akım gibi
oportünizmin ve reformizmin de ekonomik üretim ve yaşam biçimiyle ilişkisi
olduğunu, KP içinde oportünizmin temel kaynağının küçük burjuva üretim tarzı
olduğunu belirtmektedir. Nepal’de küçük burjuvazin yaygın olduğuna vurgu yapan
Prachanda yoldaş, sistemin bu sınıfın ikili karakterinden yararlandığın
eklemektedir.
Bunlara ek olarak
Nepal’de reformizmin güçlü oluşunda Hindistan “özgürlük mücadelesi”nin
pasifizminin ve Hindu dininin kültürel etkilerinin de etkin rol oynadığını
belirtmektedir. Prachanda Nepal reformizminin en belirgin özelliğini anlatırken
onların “strateji belirlerken Everest Zirvesine çıktıklarını, taktik
belirlerken ise Hint Okyanusunun seviyesine indiklerini” ifade etmektedir.
Stratejileri yeni demokratik devrim olsa da taktikleri
burjuva liberalizmidir. Prachanda yoldaş ayrıca reformistlerin parti içi iki
çizgi mücadelesi ile dışındaki sınıf mücadelesi arasındaki diyalektik ilişkiyi
kuramadıklarını ve birlik-beraberlik adı altında uzlaşmayı tercih ettiklerini
eklemektedir.
Prachanda yoldaş söz konusu makalede proleter devrimin
hiçbir yerde sert bir ideolojik mücadele olmadan başarıya ulaşamayacağını
belirtmekte ve Nepal Devriminin zaferi için revizyonizm zehrinden kurtulmanın
şart olduğunu eklemektedir. Lenin yoldaşın da belirttiği gibi modern
revizyonizme karşı mücadele yalnızca teorik tartışmalarla olmaz, ideolojik
mücadele ile birlikte esas olarak sınıf mücadelesinin yükseltilmesi devrimin
ilerlemesi için şarttır.
Ancak 50 yılı aşkın süredir Nepal komünist hareketine
aşılanan ve yüzlerce dürüst insanı zehirleyen revizyonizmle mücadele kolay bir
mesele değildir. Çünkü halkın Marksizm diye kendilerine 40 yıl
boyunca öğretilenin reformizm olduğunu anlaması zaman alacaktır.
Partizan-71-sayfa-104
Bu mücadelede Halk Savaşının belirleyici önemine değinen
Prachanda yoldaş savaşın başlamasıyla ve kitlelerin büyük bir inisiyatif ve
feda ruhuyla savaşa katılmasıyla beraber eski ve yeni tüm revizyonistlerin
gerçek sınıf karakterlerinin deşifre olduğunu ve emperyalist ve feodal
propagandalara destek veren ve ondan medet uman tavırları ile gerçek yüzlerinin
açığa çıktığını eklemektedir.
Worker Dergisinin Ekim 1999 tarihli
5. sayısında yer verilen Merkez Komite Genişletilmiş Toplantı
kararlarında da devrimin esas silahı olan partiyi düşman komplolarından ve
özellikle sağ revizyonizmden korumak için parti önderliğini güçlendirmek ve
merkezileştirmek gerektiği üzerinde durulmakta ve bunun yolu olarak da iki
çizgi mücadelesinin uygulanmasının hayati olduğu vurgulanmaktadır.
Proleter önderliğin sağlanmasında iki çizgi mücadelesinin
önemine değinirken NKP (Maoist) MK, Uluslararası Komünist Hareketin
deneyimlerini değerlendirmekte ve UKH içinde iki çizgi mücadelesinin önderlik için mücadele tarihi
olduğunu eklemektedir. Birinci Enternasyonal’den BPKD’ye kadar MLM’ler
anarşizme, sekterizme ve esas olarak sağ revizyonizme karşı proleter sınıfın
önderliği için mücadele etmiştir. Bunun sonucunda revizyonistler ve sağ
işbirlikçiler sınıf mücadelesinden kaçıp düşmanın kucağına atlarken gericilerin
söylemlerine sarılmaktan başka yol bulamamıştır.
Bu nedenledir ki Bakunin Marks’ı “diktatör”, Kautsky
Lenin’i “komplocu ve dogmatik”, Troçki ve Kruşçev Stalin’i benzer ifadelerle ve
modern revizyonistler Mao’yu “savaş yanlısı, kişi kültü yanlısı” olarak itham
etmektedir.
Benzer şekilde
reformistler kendilerini Lenin zamanında Marks’ı, Mao’nun zamanında da
Marksizm-Leninizm’i savunma adı altında gizlemektedir. Reformizmin asıl amacı ise önderliği
ideolojiden, politikadan ve programdan, kadroları önderlikten ve kitleleri
partiden yalıtmaktır.
Worker Dergisinin Şubat 1997 tarihli 3. sayısında yayımlanan
makalede Nepalli Maoistler onlarca yıldır reformist çalışma tarzının hakim
olduğu Nepal’de devrimci ve silahlı mücadeleyi yürütmede karşılaştıkları
sorunların daha rahat anlaşılması açısından Nepal devrimci hareketinin
tarihinden örnekler vermektedirler. Buna göre 1949’da kurulan Nepal Komünist Partisi,
Nepal için anti-emperyalist ve anti-feodal Yeni Demokratik Devrimi ve devrimin
yolu olarak Halk Savaşını belirlemiş olsa da partinin önderlikleri yıllarca
çeşitli reformist çalışmalara imza atmışlar ve konuşmaktan ve egemen sınıflarla
uzlaşmaktan başka bir iş yapmamışlardır.
1955’te de yalnızca
barışçıl mücadele yapma kararını almışlardır. Özellikle 70’li yıllarda
kendiliğinden silahlı ayaklanmalar veya silahlı mücadeleyi başlatma amaçlı
partiden ayrılan küçük fraksiyonlar da önderliklerinin yetersizlikleri
sebebiyle istikrarlı bir mücadele yürütememişler ve bir süre sonra
dağılmışlardır.
Bu dönemde Nepal’de köylülerin tarihi Jhapa silahlı
ayaklanması ve Uluslararası Komünist Hareket içinde ÇKP ile SBKP arasındaki
polemiklerin etkisiyle Partinin 4. Kongresi’nde gerçek devrimcilerin devrimci
sloganlarla silahlı mücadelenin kaçınılmazlığı ve siyasi iktidar için harekete
geçme çağrısı yapmaları önemli bir etki yaratmıştır.
Devrimcilerin reformizmle mücadelesi sonucunda sonrasında NKP (Maoist) adını alan NKP(Birlik
Merkezi) 1991’deki Birlik Kongresi ile kurulmuş ve Nepal devrimci hareketinin
tarihinde ilk kez MLM perspektifle Yeni Demokratik Devrimi gerçekleştirmek için
uzun süreli halk savaşı yürütme konusunda net bir politik çizgi belirlemiştir.
Ancak alınan kararın pratiğe uygulanışı konusunda sağ
tasfiyeci kesimin engel olması sebebiyle bu klik partiden 1994 Mayısı’nda
atılmış ve devrimci çizginin güçlenmesiyle beraber Mart 1995’te yapılan Partinin Üçüncü Merkezi toplantısı ile detaylı
bir siyasi-askeri politika ve halk savaşının stratejisi ve taktikleri üzerine
bir program ilan edilmiştir. Dolayısıyla Nepal proletaryasının öncü partisi
yıllar süren parti içi mücadelede ve sınıf mücadelesinde çelikleşerek büyük bir
atılım gerçekleştirmiş ve 13 Şubat 1996’da Halk Savaşını başlatmıştır.
Halk savaşının başlaması Nepal Komünist Hareketinde
kutuplaşmayı da geliştirmiştir. Savaşa bakış devrimciyle reformisti birbirinden
ayırmada güvenilir bir test olmuştur. Savaş aynı zamanda partinin sınıfsal
yapısında ve üye bileşiminde de önemli bir değişime sebep olmuş, parti
hatalarının, zayıflıklarının bedelini kanla ödemiştir.
Nepalli Maoistler şu
gerçeği özellikle vurgulamaktadır. Gerilla savaşı başladıktan sonra süreç
ilerleme ve gerilemeyle, zafer ve yenilgiye savaşın yasalarına göre sürer,
ancak bir kez isyan bayrağı kaldırıldıktan sonra bayrak sonuna kadar
kararlılıkla indirilmeden havada tutulmalıdır. İsyan bayrağını indirmek halka
ve MLM teoriye ihanettir.
Partizan-71-sayfa-105
